Giresun İli Görele İlçesi Derekuşçulu Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği
 Bilal Dursun Anısına
Ali Dursun - 2.06.2019


Bilal Dursun benim abimdi.
Bilal Dursun, rahmetli Sofuoğlu M.Kemal & Nazmiye Dursun çiftinin üçüncü çocuğu olarak Derekuşçulu Köyünde 1 eylül dünya barış gününde dünyaya geldi.
Derekuşçulu İlkokulu bahçesi evimizin kapısından görünürdü. Annem Bilal abime sıkı sıkı tenbih ederdi, uzun eşek oynamayacaksın diye ardından teneffüs olduğunda izlerdi. Bilal abim unutmuş olacak ki, çocuklarla uzun eşek oyunu oynardı. Eve dönüşünde bunu çok acı öderdi. Bir seferinde sanki gökyüzü yarılmış gibiydi, gök gürültüsünden korkumuza birbirimize sarılırdık ve annem, -Allah Allah, deyin derdi. Bizde tekrar ederdik. İşte o anda Bilal abim eve geldi. Annem onu çırılçıplak soyarak fışkanla çok fena dövdü ve o halde kapıya attı. Bir boşluktan yararlanarak Bilal abimin giysilerini alıp dışarı çıktım, evin az ötesinde bir kaya kovuğuna girmiş tir tir titriyordu, elbiselerini uzatınca çok sevindi ve boynuma sarıldı.
Derekuşçulu Köyünün meşhur kemençe üstadı Katip Şadi’nin amcasının kızı Ayten Şadi ile evlendi ve ilk evliliğinden bir kızı doğdu ancak fazla yaşamadı, ardından Mustafa ve Kemal isimli iki erkek çocuğu oldu. Ardından Tirebolu’dan Ayşe hanımla evlendi ve Ümit, Ömür, Ufuk, Ünsal isimli 4 erkek çocuğu daha oldu.
Babam gemiciydi ve Bilal abimi Almanya Hamburg kentine götürüp bir Alman gemisinde işe koydu ancak gemi işi kimyasına pek uymadı ve yurda geri döndü.
Dönüşte bana bir kol saati getirmişti. Bu saat aldığım ilk önemli hediye olmuştu. Beni sevdiğinin ve önemsediğinin bir göstergesi gibi geldi bana ve ben Kumyalı sahilinde yüzmek için denize girdiğimde sahilde bıraktığım saatim döndüğümde yoktu, birileri heves edip çalmıştı, kısa süren bir mutluluk ve ardından yaşadığım burukluğu bugünkü gibi hatırlıyorum.
Pek ayrıntısını anımsamıyorum ama Bilal abim eşiyle İstanbul Kağıthane’ye gelmiş, bir fabrikada işe başlamış ve kendine bir gecekonduyu yurt edinmişti. Böylece yaşamına devam ederken bir gün babam çıkageldi ve Bilal abimin bütün yaşamını altüst etti.
-Benimle Görele’ye döneceksin, yoksa sana hakkımı helal etmem! Demişti.
Bilal abim babamdan çok korkar ve çekinirdi ve bu nedenle onun karşısında kendini ifade edemezdi. Ve böylece o çileli Görele yolculuğu başladı.
Görele’de ekmek için ne yapılabilirdi?
Bilal abim macir’in Öztürk Petrol’de pompacı olarak asgari ücretle çalışmaya başladı. Bir ara ortaya çıkan anlaşmazlık nedeniyle Kelçük Petrol’de çalıştıysa da daha sonra tekrar Öztürk Petrol’e geri dönerek çalışmaya başladı.
Bilal abim gelen araçlara akaryakıt veriyordu, ayrıca yağ değişimi ve araç temizliği yaparak birazda aldığı bahşişlerin desteğiyle yaşamını sürdürmeye çalışıyordu. Bunun yanı sıra, yağ değişiminden elde ettiği yanık yağları üstübü ile karıştırıp satıyordu.
Bilal abim bu şekilde onlarca yıl çalıştı, bu işe kendisini öylesine kaptırmıştı ki, emekli olmak aklının ucundan bile geçmiyordu. Allahın her günü oradaydı ve çoğunlukla yemeğini sefer tasıyla birlikte eşi getiriyordu.
İzin için Görele’ye gittiğimde Bilal abimin emeklilik konusunu irdeledim ama durumundan bi haberdi! Öztürk Petrol’ün muhasebe defterini tutan arkadaşımız Mecit Şengün’e uğrayıp abimin SSK durumunu sorunca şaşkınlık içinde kaldım. Neredeyse 30 yıldır çalışmasına karşılık sadece 1000 işgünü prim yatırılmıştı.
-Bu nasıl olur?
-Onu Öztürk Petrol’e soracaksın? Çünkü, 1 aylık çalışa karşılığında 1-2 gün prim yatırıyorlar!
O da rahmetli oldu, eniştem Hüseyin Bayraktar ile bir değerlendirme yaptık, Trabzon’da sendika avukatı desteğiyle, önce tespit davası açtık, neredeyse bütün Görele abimin her gün Öztürk Petrol’de çalıştığına şahitlik edebilirdi. Ardından geçmiş bütün primlerini ödemek zorunda kaldılar.
Bilal abim hükmolunan 800 milyonun tamamını almayı reddetti ve sadece 400 milyon lirasını aldı.
-Ne de olsa kursağımızda ekmekleri var, demişti.
Emekli parasından ne olacak ki?
Eline geçen para ile ikinci el bir taksi alarak Görele’de çalışmaya başladı ve ölene kadar çalışmaya devam etti.
Bilal abim işte bu zor koşullarda çocuklarını okuttu ve evlendirdi (Sıraya Kattı).
Elbette herşeyin bir sonu vardı ve aniden rahatsızlanarak İstanbul Süreyyapaşa Hastanesine kaldırıldı. Ciğerlerinde çok ciddi sorun oluşmuştu, ardından Görele’ye getirildi. Bir süre sonra rahatsızlanarak Giresun Kent Hastanesinde yoğun bakım altına alındı ve 19 mayıs Gençlik ve Spor Bayramında yaşama veda etti.
Benim tanıdığım en emekçi adamdı, çok az bir geliri olmasına rağmen işine dört elle sarıldı ve ölene kadar hiç bırakmadı. Hep çocukları için yaşadı, son zamanlarında bile bir çocuğunun sıkıntısı olsa bütün parasını ona gönderirdi.
Güle güle git emekçi adam, Allah rahmet etsin, ışıklar içinde uyu

  :: YAZARIN SON YAZILARI
Çöpün çözümü evden başlar 20.01.2015
Ne kadar misafirperveriz? 7.05.2016
Oruç’ta Gösteri Olmaz 20.06.2016
İnsan için en büyük nasihattir ölüm 16.09.2016
Bilal Dursun Anısına 2.06.2019
  :: BAŞKANIN MESAJI
  bilgilendirme
  :: DUYURULAR
  :: YAZARLAR
  Harun Demirkaya
  Ali Dursun
Bilal Dursun Anısına
2.06.2019